İşte kriterler böyle sürer gider...
Tek düşündüğünüz, satın aldığınıza pişman olmayacağınız bir ürün seçmektir.
Belirlediğiniz kriterlere göre yapacağınız elemelerden sonra iş, elemeyi geçen seçeneklerin markaları arasında kıyaslama yapmaya gelir.
Bir markayı tercih etmeniz için de, o markayla ilgili bir memnuniyetsizlik veya mağduriyet yaşamamış olmanız veya yaşandığını duymamış olmanız gerekir.
Elbette, bir takım müşterilerin, müşteri hizmet yetkililerine ve teknik servislere olmayacak taleplerde bulunup, "müşteri her zaman haklıdır, isteklerim yerine getirilmek zorundadır" gibi tutumlara girdiği ve talepleri yerine getirilmediği takdirde markayı karalamaya çalıştığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Müşterileri memnun etmek gerçekten çok zordur, bunu da inkar edemeyiz. Ancak haklı müşteriyle haksız müşteri arasındaki ayırımı yapamayan veya firma çıkarlarını haklı müşteri taleplerinin önünde tutan bir firmanın müşteri memnuniyetini sağlaması olanaksızdır.
İşte, benim HP markasını tercih etme nedenim, bu konularda HP firmasına olan güvenimdi.
Hikayemin buraya kadarki bölümünde de HP'ye olan güvenimin sarsılmasını gerektirecek bir durum yoktu. Evet, satın aldığım elektronik üründe, tekrar eden bir arıza yaşadığım için üzülmüştüm ama bu tür arızaların bütün markalarda, satın aldığımız günden itibaren başımıza gelebilecek arızalar olduğunun da farkındaydım. Ve diğer bölümlerde de belirttiğim gibi, karşımdaki firma HP olduğu için mağdur edilme endişesi taşımıyordum.


Bayandan, Kullanılamamış Dizüstü Bilgisayar: Bölüm 3













Yorumunu yaz, fikrini paylaş!