Bütün bu görsel güzellikler, işitsel zenginlikler, şahane sürüş dinamiği ve eğlenceli kariyer modu bir kenara, bize yarıştığımızı hissettirebilecek tek nokta yapay zekâ. Bu konuda Codemasters, oyun çıkmadan önce oldukça iddialıydı. Özellikle saldırgan bir stil gerektiren Destruction Derby veya Muscle Car gibi yarışlarda rakiplerin bizi yoldan çıkarmak için nasıl uğraştıklarını; bir hatamızı kolladıklarını ve bizim davranışlarımıza göre hareket ettiklerini görünce bu iddialarında ne denli haklı olduklarını anlıyoruz. Bunun yanında çok basit noktalarda yapabildikleri insani hatalar, parkurda olanların gerçek bir yarıştan farksız olduğunu hissettiriyor. Parkurun hemen her yerinde bir olay meydana geliyor ve bu da Need For Speed gibi oyunlarda "arkadan gelenin öndekini kolayca yakalaması" numarasına gerek bırakmıyor. Race Driver: GRID'de bizi zorlayan; akıllı hareketler kadar basit hatalar da yapabilen; saldırgan, yerine göre sakin bir stille yarışan; yarış içindeki heyecanın bir saniye bile eksilmesini önleyen; kısacası sürekli çalışan bir yapay zekâ var.
Yapay zekâ unsuru, aracımızın sürüş dinamiğiyle bir araya gelince zorluk seviyesi gayet dengeli ve gerçekçi bir yarış oyunu çıkıyor ortaya. Tecrübeli yarış oyuncuları ve benzetim (simülasyon) tutkunları için normal zorluk seviyesi belki fazlasıyla kolay gelebilir. Ancak Codemasters'taki arkadaşlarımız herkesi düşünmüş. Kendisini asfaltın kralı ilan etmek isteyenler için daha yüksek zorluk seviyelerinin yanında, yarış boyunca aldığımız fren zamanlaması, otomatik vites ve çekiş kontrol sistemi gibi çeşitli yardımları devre dışı bırakmalarını öneriyorum.