İngiliz oyun yapımcısı ve dağıtımcısı Codemasters'ın yarış oyunlarındaki başarısı şüphe götürmez. Colin McRae Rally serisi, Race Driver: Create and Race, Toca Touring Car serisi ve bu serinin son oyunu Toca Race Driver 3... Bu oyunlardan her biri tarzlarının en popüler ve en iyi oyunlarının başında geliyor. Hal böyle olunca da Codemasters'ın yeni projesi GRID için beklentileri üst noktada tutmak için birçok nedenimiz olduğunu söyleyebiliriz.
GRID'i Create and Race veya Toca serisinin bir devamı gibi düşünebiliriz. Her şeyden önce, oynanabilirlik unsurları açısından benzetime (simülasyon) daha yakın. Ancak bir Richard Burns Rally ve GTR tadında bir simülasyon değil kesinlikle. GRID, içinde olabildiğince yumuşatılmış elementler barındırıyor. Yani Toca Race Driver 3 oynadıysanız, GRID size daha karışık bir sürüş deneyimi sunmayacaktır. Ancak bu haliyle GRID; Need For Speed, Juiced veya Test Drive gibi nispeten basit ve düz bir oynanışa sahip yarış oyunlarından daha çok dikkat ve ilgi gerektiriyor. Özellikle dönemeçlere girerken fren zamanlaması, kavşağa giriş ve çıkış pozisyonu, dönemeçten çıkarken gaz zamanlaması aracınızı yolda tutabilmeyi olduğu kadar; yarışlarda elde edeceğiniz başarıları da doğrudan etkiliyor.
Bütün bunları bir potaya koyduğumuzda GRID, kesinlikle zor bir oynanabilirliğe sahip değil. Need For Speed'in virajlarında yoğrulmuş bir asfalt delikanlısı GRID'e bir iki saat içinde alışacaktır. Sürüş fiziği ve aracın sizin hamlelerinize verdiği tepki çok gerçekçi. Bu güzellikler bir de oyunun sanatsal başarımıyla birleştiğinde ortaya gerçekten son yıllarda eşi bulunmayan kalitede bir oyun için olması gereken ilk element çıkıyor: Oynanabilirliğin verdiği keyif son yıllarda hiçbir yarış oyununun başaramadığı cinsten. Kaliteli bir direksiyon setiyle bu keyfin çok daha üst seviyelere çıkabileceğini söylememe gerek yok sanıyorum.