Turning Point: Fall of Liberty
Gerçek Olamayacak Kadar "UNREAL"
Hikaye ve oyun kurgusu açısından taşlar yerli yerinde. Ancak nasıl ki bir tripod üç ayağı da olmadan duramazsa, üç boyutlu oyunların da bazı olmazsa olmazları vardır. Örneğin görselleri, canlandırmaları ve bölüm tasarımları. Yani sanatsal başarımı...
Turning Point: Fall of Liberty bizleri gayet hoş diyebileceğimiz bir menü tasarımıyla karşılıyor.
Spark Unlimited'daki arkadaşlar eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım demişler ve geçtiğimiz yıla damgasını vuran ve 2008'in ilk aylarına baktığımızda bu yıla da damgasını vuracağına kesin gözüyle bakabileceğimiz Unreal 3 motoruyla yola çıkmışlar. Rainbow Six: Vegas, Gears of War ve Bioshock gibi oyunlar doğurmuş ve başarısını onlarca üst düzey firma tarafından lisanslanarak kanıtlamış bir oyun motoru söz konusu olunca kelimeler kifayetsiz kalıyor. Turning Point bu bağlamda bizi ilk kareden itibaren şaşkınlık içinde bırakıyor. Ne Gears of War'ın görsel zenginliği, ne de Bioshock'un 1950'leri yansıtan renk paletinden bir eser var. Unreal 3 motorunun neler yapabileceği konusunda ikna olmayan oyunseverler için gerçekten inandırıcı bir yapım var önümüzde. Oyun isimleriyle arası iyi olmayan bir kişi Turning Point'i rahatlıkla 2003 yılında çıkmış bir oyun sanabilir.
İşgalci Nazilere karşı bilenen, sportmen bir Amerikan vatandaşı.
Kaplamalar olabildiğince özensiz, karakter modellemeleri ve canlandırmalar kütükten farksız olunca oyunun en fazla 1024x768 çözünürlük desteklemesine şaşırmıyorsunuz. Bölüm tasarımları ise ayrı bir alemde. Çoğu zaman açık alanlarda dolaşsak da Turning Point: Fall of Liberty kesinlikle bir koridor oyunu. Fakat bu oyunu basitleştirmiyor. Aksine gidilebilecek birkaç yer fark edip acaba hangisinden gidiliyor diye denemeye kalkınca çoğunlukla düşman canınıza okuyor. "Ordan niye gidemiyoruz ya" gibi istemsiz bir serzeniş de cabası. Sözün özü bölüm tasarımları birer felaket ve bir süre sonra can sıkıcı olmaya başlıyor. Spark'taki arkadaşların bu anlamda yaptığı en iyi iş bölümleri uzun tutmamak olmuş. New York'da başlayıp, Washington'dan sonra İngiltere'nin başkenti Londra'da biten bir İkinci Dünya Savaşı oyunundan daha fazlasını bekleyebilirdik.
Nazi zeplinleri oyun boyunca sürekli ensemizde.

Karakter canlandırmalarının bu kadar çağ dışı olduğu bir oyundan başarılı bir fizik motoru beklemek anlamsız olurdu. Patlattığımız el bombaları bir fizik motorunu harekete geçirmese de vurduğumuz düşmanların şapkası düşüyor. Tek kelimeyle ilginç.
Hayır. Neo gibi kurşundan kaçmaya çalışmıyor; ölmek için yere düşüyor sadece.
Sesler yerli yerinde. Silah seslerine iyi çalışılmış, belli. Ancak fazlası yok. Bu tarz oyunlarda duymaya alıştığımız orkestral müziklerin yerinde yeller esiyor. Belli belirsiz bir şeyler duysak da; buna müzik demek ne kadar doğru olur tartışılır.
Oyunu çalıştırmak için bugünün şartlarında ortalama bir sistem size yetecektir. Alacağınız başarım ise ekran kartından ziyade sabrınızın gücüyle yakından ilgili. Firma resmi bir açıklama yapmamış; ama ben en az çelik gibi bir sabır ve darboğaza takılıp etrafınızdakileri boğazlamayacağınız bol çekirdekli bir sinir sistemi öneriyorum.
Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın...
Geri | İleri: Klavye Ve Fare Turning Point'te 1000 Nazi Gücündedir

|
|
|