Bu bir savaş, bu bir güç gösterisi, bu bir şan şöhret yarışı ve bu bir geyik. Evet, ihtişam göstergesi kelimelerin yanına birde geyik ekliyoruz. Call of Duty veya Counter Strike gibi ciddi savaş oyunları oynadığınızı ama oyun modellemesinin farklı olduğunu düşünün. Oyunlar çizgi film görüntüsünde rengârenk ve oyuncuların da çizgi filmlerde gördüğümüz karakterler olduğunu düşünün. Böyle bir oyunun oynanması ve yüzlerce severinin olması o kadar zor ki! Team Fortress 2'den önce bana "böyle bir oyunu oynar mısın?" diye sorsalar "görmedim dememek için bir kez bakarım" derdim. Fakat Valve kıvamı tutturmuş ve Half Life gibi bir şaheseri daha bize sunmuş.
Mavi ve kırmızı olmak üzere oyunda iki takım var, birini seçiyoruz. Her takımda 9 çeşit asker sınıfı bulunuyor. Hepsini teker teker deniyoruz. Oyun tarzımıza en uyan türü en kısa sürede belirleyip, örneğin sıhhiyeci seçip birincil amaç olarak takımla bir olup haritadaki görevleri tamamlamaya çalışıyoruz. Başta zor gelse de ki bana da öyle oldu, oyunu hiç sevmedim (uzanamadığı ciğere kokmuş diyen kedi misali) sonra oyunun ustası olduk. Klan kurucularından teklifler bile aldım, o derece yani...