|
|
| Anasayfa » Oyun ve Eğlence » |
OrangeBox: Half Life 2 - Episode Two
Yaşamak İçin Ölmek Veya Ölmek İçin Yaşamak...
Episode 2, selefinin yaptığı gibi bizi tam kaldığımız noktadan alıyor. Episode 1'de City 17'den trenle kaçışımızın ardından çökmüş bir köprünün ayakları dibinde parçalanmış tren enkazının içinde kendimize geliyoruz. Valve çalışanları hafızası zayıf olan oyuncuları ve Binbir Gece ve Şehrazat takipçilerini de unutmamış ve oyun ortamına yabancılık çekmemeleri için oyunun başlamasından hemen önce kısa bir Episode 1 seçkisi yerleştirmişler. İlk devam bölümünden hikâyenin akışında önemli yere sahip noktaları bizlere yaşatması açısından hoş bir düşünce diyebiliriz. Ancak ben bu durumdan biraz rahatsızlık duyduğumu söylemeliyim. Çizgisel; aslında her karesi planlanmış ve seçme hakkımız olmayan bir hikâyeye bulaşmışlık hissini ister istemez yaşadım, daha oyunun başında. Ancak bu his trenin içinden çıkmaya çalışırken kaybolmaya başladı. Trenin içinden çıkıp da Alyx'in peşinden sağa sola koştururken gördüğüm City 17 manzarasıyla ise hiç hissedilmemiş bir düşünce yumağı olarak yitip gitti. Evet, yine yalnızdık ve yine çaresizdik. Yolumuz ise uzundu. En güçlü direniş merkezi olan White Forest'a yetiştirmemiz gereken bir teslimatımız vardı.


Yazının daha derinlerine girmeden önce şunu belirtmeliyim ki, Episode 2'nin bu açılış sahnesi ve onu izleyen yarım saatlik oyun süresinden önce Episode 2 ile çok da olumlu düşünceler beslemiyordum. Beklentim çok büyüktü, ancak Valve'ın bu saatten sonra bu beklentileri karşılayabileceğini pek düşünmüyordum. Tabi bundaki en büyük etken Episode 1'in yaratıcılıktan uzak kurgusu ve kısa oyun süresiydi. Şunu da eklemeliyim ki Episode 2'nin bu açılış bölümü ilk Unreal'ın açılışından bu yana tattığım en yoğun çaresizlik hissini yaşattı bana.
Evet, yolumuz uzun dedik. Görevimiz ise hayati... Combine'dan kopyasını çaldığımız veri paketini Alyx'le el ele verip White Forest'taki direniş merkezine götürmemiz lazım. Tabi bu sıradan bir Pazar yürüyüşü değil. Combine güçleri bir yandan yeni bir istila silsilesi için gerekli portalı açmaya çalışırken bir yandan da o çok değerli teslimatı bizi White Forest'ta bekleyen eski Black Mesa çalışanı Dr. Arne Magnusson'a ve eski dostlar Dr. Isaac Kleiner'e ve Eli Vence'e ulaştırmamızı engellemeye çalışacak kuvvetleriyle yolumuza çıkmaya hazır bekliyor olacaklar. Bu yolda yaşayacaklarımız ise ne onların ne de bizim tahmin edebileceğinden çok daha fazlası... Yaşamak için ölmek veya ölmek için yaşamak...
Geri | İleri: Hunter'ın Fendi Alyx'i Yendi...

|
|
|
|
|