Bu noktaları göz önüne aldığımızda Bioshock'u hangi noktada değerlendirmeye alacağımız çok önemli. Çünkü bir melez oyun kıvamında düşünürsek Bioshock birçok yönden System Shock 2'nin ve hatta Deus Ex'in çok gerisinde. Ancak Bioshock'u sadece bir FPS oyunu olarak ele aldığımızda, elimizde bugüne kadar oynadıklarımızdan çok farklı ve çok daha derin bir oyun olduğunun farkına varıyoruz.
Bu noktada oyunun shooter yönüne gelecek olursak; System Shock 2'nin sahip olduğu tüm sorunlara sahip olduğunu görüyoruz Bioshock'ın. Ancak Bioshock'ın System Shock 2 gibi mazeretleri yok bu noktada. System Shock 2 gibi her tele dokunan ve çok da başarılı bir şekilde dokunan bir oyunun shooter kimliğinde sorunlar olması kabul edilebilir bir eksi olabilir pekala. Ancak Bioshock'ı ele aldığımızda heyecan verici çatışma sahnelerinin eksikliğini derinden yaşıyoruz.
Öncelikle karşımızdaki düşmanı vurduğumuzu yeterince hissedemiyoruz. Bu shooter öğesinin daha çok bir çeşni olarak konulduğu izlenimini yaratsa da çatışması bu kadar bol bir oyun için çok rahatsız edici bir eksi. Ayrıca oyunda geçtiğimiz yerlerden tekrar geçerken yeni düşmanlarla karşılaşmak veya bir görevi tamamladıktan sonra ani düşman saldırısına uğramak gibi FPS klişelerine bolca rastlıyoruz. Oysa bu tarz bir oyunda yalnızlığın ve terk edilmişliğin de etkili kullanımıyla atmosfer çok daha yukarılara tırmandırılabilirdi.
System Shock 2 markajından kurtulamayan oyunumuz Bioshock'un oynanabilirliğindeki diğer bir itici nokta ise fazlaca kolay oluşu. Tabi bu "kolay" kelimesi anlam olarak kolay ölen düşmanlar veya kolayca bitirilebilecek bir oyun manasına gelmiyor. Olayın özü, oyunun fazla dallanıp budaklanmamasında. Yani Quake 4 oynar gibi davranıp da oyunun sonuna Quake 4'de zorlandığınızdan fazla zorlanmadan gelebilirsiniz. Oyun süresince yaptığımız tercihler oyunun sonunu etkilemekten öteye gidemiyor maalesef. Kimine göre olumlu olabilecek bu özelikli, Bioshock'tan daha fazlasını bekleyen benim için son derece üzüntü verici.
Büyütmek için tıklayın...
Şu ana kadar bahsetme gereği duymadığım, bir nevi yeniden doğuş noktası olan Vita Chamber ise gayet zorlama ürünü bir bilim kurgu terminali görevini görüyor. Biz ise quickload tuşunu kullanmayı tercih ediyoruz. Neticede gerçekçiliğin yakalanması amaçlanmış belki de, ancak oyunun kurgusal dünyasına pek yakışmayan bir yeniden doğma biçimi olmuş ve quickload bu bağlamda çok daha gerçekçi duruyor nedense...
Bütün bu olumsuzlukların ışığında oyun, shooter öğesi çok güçlü olmamasına rağmen, kurgusal yönden bugüne kadar oynadığımız bütün FPS oyunlarının birkaç gömlek üstünde. Öyle sanıyorum ki, bu cümle bunca rahatsız edici detaya rağmen Bioshock'ın potansiyelini anlamanıza yetecektir.