BIOSHOCK (PC)
...Önce Adam Olmaktan Geçer!
Oyunun hikayesini ve oynanış özelliklerinin üstünden kısaca geçtikten sonra geldik oyunun sanatsal başarımına.
Okyanusun altında geçen bir oyun yapıyorsanız en önemli öğe su olacaktır. Bu sadece bir oyun için geçerli değil tabi. Denizin dibinde geçen bir film veya bir tiyatro oyununda da bu etkeni ön plana çıkarabilmek önemli bir nokta. Bu bağlamda Bioshock üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. 2006 yılının şüphesiz en çok ses getiren oyunu Gears of War'a hayat vermiş Unreal 3 motorunun etinden sütünden faydalanan Bioshock, okyanusun dibine inşa edilmiş kocaman dünyayı, binaları birbirine bağlayan nemli koridorları, suyun yıkıcı gücüne yenik düşmüş odaları olabildiğince gerçek bir biçimde sunuyor bizlere.
Karakter modellemeleri ve genel olarak kaplamalar gayet başarılı. Karakter animasyonlarında fizik motorunda ve ışıklandırma efektlerinde bazı ufak sorunlar olsa da çok göze batan cinsten değiller.


Mimari olarak ise Bioshock bize gerçek bir dünya sunuyor. Rapture'ın her şeye rağmen yüzeydeki dünyayla kopamamış bağının en büyük göstergesi mimarisi. Oyunun her karesinde 50 ve 60'ların mimari ve dekorasyon özelliklerini korkunç bir yalnızlık hissiyle tecrübe ediyoruz. Tabi bu noktada aslan payı, su efektlerini olabildiğine gerçekçi aktarmayı başaran ve Rapture gibi bir su altı şehrinin ihtiyaç duyduğu kahverengi ve koyu yeşil tonlarında harikalar yaratan Unreal 3 motorunun.
Görsellerin güzelliğinden bahsetmişken bu görselleri hakkıyla görebilmenin bedelinden de bahsetmemiz gerek sanırım. Oyun için önerilen sistem; 2.5 GHz tek çekirdekli bir işlemci, 1 GB bellek ve Shader Model 3.0 destekleyen 128 MB'lık bir ekran kartı olsa da böyle bir sistemle oyunun bize sunduğu görsel güzellikleri akıcı bir biçimde görebilmek imkansız. Peki, nedir görsellikten en az fedakarlığı yapıp bu oyunu akıcı oynamanın sırrı diye soracak olursanız, size yanıtımı şöyle bir konfigürasyonla verebilirim. Çift çekirdekli bir işlemci, en az 1.5 GB bellek ve ekran kartı olarak da en az bir GeForce 7600 GT veya Radeon 1650 XT...
Aslına bakacak olursak günümüzü için çok da masraflı bir sistem sayılmaz bu. Her ne kadar oyunda Microsoft'un yeni 3D standardı DirectX 10 ve Shader Model 4.0 desteği olsa da oyunda bunun yarattığı farkı algılayabilmek için ekran görüntülerinin yan yana koyup karşılaştırmak gerekecektir. Sözün özü oyundan görsel anlamda keyif alabilmek için illa bir DirectX 10 kartına sahip olmak gerekmiyor.
Doyurucu olmaktan öte görselleri tamamlayacak ve belki de atmosferi gerçek anlamda tamamlayacak etken olan sesler ise Bioshock'un diğer enfes yanı. Karakterlerin ve silahların sesleri yerli yerinde. Çevre ses efektleri ise fazlasıyla inandırıcı. Ancak hepsinin de ötesinde oyunun müzikleri Rapture'ın yaşayan yüzü. Frank Sinatra'dan, Bing Crosby'e; Billie Holiday'den , Patti Page'e dönemin bir çok enfes sanatçısına kulak kabartıyoruz oyun boyunca. Tchaikovsky'nin Fındıkkıran'ı bile yetiyor insana aslında... Tüm bu güzel sedaların yanında, günümüzün popüler elektronik müzik sanatçılarından biri olan Moby'nin oyun için bestelediği enfes şarkıları da dinliyoruz bir yandan.
Geri | İleri: Peki Nedir Bu Bayoşak, Yenir Mi?

|
|
|