NOD32 bölümünde KENDO sporu ile uğraşan dövüş ustaları bağırıyormuş. KENDO bir uzak doğu dövüş sanatıdır ve Japonya kökenlidir. Telaşımıza gülüştükten sonra sıra asıl bombaya geldi! Intel standında öyle bir şey vardı ki; inanılmazdı!. Almanya'da kurulan ve başını üç Türk kardeşin çektiği Crytek firması yetkilileri dünyanın en iyi oyununu bizler için sergiliyordu. Ben "Crysis" diye bağırdım.
Level editör bölümünde PES oynayanlar bana baktılar. O an hiçbir şey umurumda değildi, rezil olmak bile. Crysis canlı canlı gözümüzün önündeydi. Heyecan içinde Intel standına koştum. Ama hevesim kursağımda kaldı.
Üst düzey Crytek yetkilileri, oyunun oynanmasını yasaklamış ve sadece İstanbul'a, fuar için gönderilen Crytek çalışanlarının oynamasına izin vermiş (Tabi ki THGTR farkı ile oyunu oynamayı başardık). İkinci günde bundan size bahsedeceğim. Neyse biz birinci güne dönelim. Üzülerek görevli olduğum Asus LanParty bölümüne giderken, Asus yetkililerinin harıl harıl çalıştığını gördüm. Kafalarını bir saniye kaldırmadan sürekli kayıt kabul ediyorlardı.
Tabi kabul edilenleri de bizler boş bilgisayarlara yerleştiriyorduk. Bu sırada eski Level dergileri hediye olarak katılımcılara dağıtılmaya başladı ve görevli arkadaşlarım adeta izdihama yetişemiyorlardı ki ek görev olarak dergici arkadaşlara yardıma koştum. Dergileri kutusundan Level standına getiriyorduk. İkinci postayı getirene kadar dergiler tükeniyordu. Arkadaşlarla beraber çok yorulduk ve asabileştik. Yorulmamızın nedeni zaten kendini belli ediyordur fakat asabileşmemizin nedeni insanların sıraya girmeyişindendi.
Kendilerine yeterince dergi var sıraya girerseniz işimiz daha kolaylaşır, desek de anlatamıyorduk. Dergilerin üzerine çullanan insanları gördükçe sinirlerimiz bozulmaya devam etti.