Yapımcılar FPS türünü mutasyona uğratacaklarını söylemişlerdi, başarmışlar. Oyun hem FPS hem de RPG öğeleri taşıyor. Hatta öyle ki kamera açısı değişse direk RPG diyebiliriz. Oyundaki bir diğer göze batan teknik özellik arayüzler.
Büyütmek için tıklayın
Bu makaleyi yazmak için oyunu cidden yaşamam gerek. Tamamıyla oyuna kendimi verdiğimden ve oyunun Çernobil atmosferi yaşatacak her türlü öğeyi içerdiğinden olsa gerek hüzünlendim. Çernobil yabancıların sorunundan öte tüm insanlığın sorunu. Şu menüdeki hüzne bakın. S.T.A.L.K.E.R., Çeklerin yaptığı Mafia gibi oyun tarihine ismini yazdıracak ve uzun yıllar oynanacağa benziyor.
Olmamalıydı
Oyunun birkaç tane eksik yanı var. Malum oyun çok ertelendi sürekli güncel teknolojiye uyarlandı. Uzun yıllar bekledikten sonra nihayet satışa sunuldu. Fakat bu bekleyişin yan etkilerini oyunda görebilmek mümkün. Modellemelerde göze batan suratlar, daha iyi yapılabilirdi. Ateş alan düşmanların vurulduklarında verdikleri hisler güzel değil. Vurulan düşmanlar sanki biz boncuk atan tabanca ile onları vurmuşuz gibi davranıyorlar. Ölemeyen yaratıklar ve çabuk ölen biz. Denge sağlanmalıydı gerçi bu bir yama (patch) ile giderilebilir. Benim en yakındığım düşmanın vurulması sırasında verdiği tepki. Sürekli bir çatışma içerisine sürükleniyorsunuz ve oyunun yarısı böyle geçiyor. Düşmanın vurulma animasyonlarına daha çok özenilmesi gerekirdi.
Bilerek Ya da Bilmeyerek
Devasa haritanın doldurulamaması hoş olmamış. Aslında bu eksik bir özellik olmayabilir, bize harabe bir atmosferde yalnız ve hayatta kalmaya çalışan Stalkerlar'ın nasıl bir psikoloji ile gezdiklerini anlatmaya çalışıyor olabilirler. Rüzgâr ile dalgalanan otlar ve ağaçlar; cidden yalnızsınız. Gece olduğunda ateş başında toplanan Stalkerlar öyle sessiz ve hüzünlüler ki ateşi süzüp süzüp duruyorlar. Bir yandan parayı sevmeleri normal geliyor bana, para bizim hayatta kalmamızı sağlıyor çünkü. Pişmanlar neden buraya geldik dercesine kendi aralarında sohbet ediyorlar.
Oyunu Ukraynalı GSC Game World yaptığı için ve Çernobil çevresinde geçtiği için oyundaki karakterler kendi aralarında Rusça konuşurken bizimle İngilizce konuşuyorlar. Kendi aralarında konuşmalarını anlayamadığımızdan gerçekten yalnızlık hissine kapılıyoruz. Ateş başında acı dağıtan gitar tınıları gök gürültüsü ile birleşince "ya abi harbi yalnızım, eğer böyle bir felaket başımıza gelirse ne yaparız. Allah'ım bizleri koru" diyorsunuz. Açıkçası ben dedim!