Bence Blizzard Entertainment'ın World of Warcraft'ı, aslı yayımlanana kadar, bilgisayar oyuncularının en çok rağbet ettiği beta programıydı. Blizzard'ın bilgisayar oyunları dünyasında kusursuz bir ünü var ve bir MMORPG olan Warcraft da oyun sektörüne güçlü şok dalgaları göndermeyi başardı. Ardından yazılar, ekran görüntüleri ve yıllarca beklemenin ödülü geldi. Benim bir arkadaşımın (Logan diyelim) oyun iş dünyasında bazı bağlantıları vardı. Bu bağlantıları kullanan Logan, World of Warcraft beta programında yer almayı başardı. O'na bir hesap kimliği ve giriş şifresi verildi. Logan'ın nişanlısı da (Jean diyelim) aslında Blizzard'ın yaptığı her şeye hayranlığı olan bir bayandı. Doğal olarak Jean de World of Warcraft'a ilgi duydu, ancak bu tarikatın bir üyesi olmak ve kafayı sıyırmışların yer aldığı bir çevrimiçi düşsel rol oyununu (Online Fantasy Role Playing) oynama düşüncesi O'nu tir tir titretmeye yetiyordu. Logan eski bir EverQuest oyuncusuydu, bu tarz Jean üzerinde kötü bir izlenim bırakmıştı. Bunun yanında Jean güzel, işinde ilerleme isteği olan, cinlere (orc) ve perilere (fairy) ayıracak zamanı az olan bir kadındı.
Logan yalnız başına ve keyifle Azeroth serüvenlerini yaşamayı sürdürüyordu; ta ki bir gün Jean omuzuna dokunup "Bana da göster!" diyene kadar. İlk şaşkınlığının etkisi geçtiğinde, yüksek sesle "Hayatım, bu Diablo III değil." diyerek karşı gelse de, birkaç ısrarlı cümlenin ardından Logan oyunu Jean'e gösterdi. Şaşırtıcı bir biçimde Jean'in ilgisi arttı ve en sonunda o da kendi oyun karakterine sahip olmak istedi.
Eğer bu duruma yabancıysanız bu işlerin nasıl olduğunu anlatalım: Birçok karaktere sahip olabilrsiniz ancak birden fazla karakterle eşzamanlı olarak oynayamazsınız. Yani Jean bir karakterle oynarken, Logan'ın kendininkini oynayamazdı. Anladığınız gibi bir çatışma soz konusuydu..
Günler geçtikçe kimin daha erken bilgisayarın başına oturacağı ve oyuna katılacağı vahşi bir savaşa dönüştü. Hem Logan hem de Jean kendilerine ait karakterlerle oynamayı düşünüyordu ve dahası ikisi beraberce aynı oyunda oynamak istiyorlardı. World of Warcraft'ın beta biletine sahip olmak o zamanlar bir ayrıcalıktı ve ikinci bir bilet istemek açgözlülük olarak görülüyordu. Günler ilerledikçe Logan iki seçeneği olduğunu anladı: Ya nişanlısı için de bir beta bileti alacaktı, ya da tüm serivenle eşini başbaşa bırakması, kendisinin oynamaması gerekecekti.
Her ne kadar başkaları çok eleştirdiyse de Logan birinci seçeneği seçti. E-postalar gönderildi, telfonlar açıldı, torpiller yapıldı ancak Logan oyun dünyasından gelen büyük bir tepkiyle karşılaştı. Yolların tükenmesi ve Logan'ın "ya ben, ya o demesi" kısa sürmeyecekti.
Sonradan Tanrı'dan gelen bir vahiy gibi aklına yeni bir fikir geldi. Sorunun çözümü basitti. Logan bir erkeketi. Plan yürürlüğe kondu. Jean Blizzard tişörtünü giyecek ve geriye az bir çaba kalacak, fotoğrafları çekilecekti. Bu fotoğraflar yeni bir WoW beta bileti için gerekçeyi oluşturacaktı. Fotoğraflar oyun iş dünyasının arka kapıdan gönderilecekti ve bu işi çözebilecek, yetkili birinin masasına ulaşması umulacaktı.