Çevrede herşeyi vurabilmek üzere koşuştururken bazı harika görüntülerle de yüz yüze geliyorsunuz. Oyunun bölümlerindeki binaların mimarisi bir harika. Purgatory zaten Doğu saraylarıyla, hapishanelerle ve katedrallerle dolu. People Can Fly (insanlar uçabilir) her bölümde 350,000 çokgen olduğunu söylüyor ve ayrıntılardan da bunun anlaşılabileceğini belirtiyor. Motor durağan ve devingen ışık düzenleri kullanıyor ve karanlığın ortasında bu harika görünüyor. Su ve cam etkilerinin yanında hacimsel sis de (volumetric fog) gelişmiş tepe ve nokta tarayıcılarla (vertex, pixel shader) beraber iyi iş çıkarıyor.
Harika görüntüler bölümlerdeki düşman betimlerinde de ortaya çıkıyor. Görünüşe bakılırsa her bir düşman ortalama 3000-4000 dolayında çokgen ile modellenmiş. Kötü adamların konuşmaları - bir sürü var ve oldukça garip.
Serious Sam'deki salak kişiliklerden çok da eğlenmemiştim. Yapay tarz ve tasarımları beni korkutamamıştı. Wile E. Coyote tarzında başsız adamlar, Acme el bombaları. Hiçbiri çevresine uyum sağlamış görünmüyordu. Bu durum Painkiller'da sorun değil. Garip dururken korkunç olan kişiliklerle savaşmaya hazır olun. Banshee'lerle (ölüm perisi), Sado Commando'larla, Psychonun'larla (çatlak rahibe), Skeleton Soldiers (iskelet askerler) ve Leper Monk'larla (cüzzamlı rahipler) burun buruna geliyorsunuz. Yapay zeka türünün tek örneği değilse bile, rakiplerin çoğunun kendine ait bir saldırı biçimi var ve bu kesinlikle uzaktan-salla veya yakından-parçala öğretisinde değil. Örneğin bir rakip kendini başından vurup alev alabiliyor ve bu ona artı saldırı gücü kazandırıyor. Başka biri hareket eden diğerlerini kendine canlı kalkan olarak kullanabiliyor. Bu küçük ayrıntılar sıkıntılarınızı defediyor ve 100'ncü kez aynı düşmanı vuruyor duygusuna kapılmanızı önlüyor.