Her ne kadar ilk günkü karşılaşmalar yerel olsa da, ikinci gün saat sabah 11:00'da başlayan karşılaşmalar Kuzey Amerika'daki sekiz diğer noktayla beraber ortak yapılıyordu. Herkes ACON4 için orada bulunuyor olmasa da oyun merkezi ağzına kadar doluydu. Müşterilerden çoğu aralarında devam eden karşılaşmanın dünya genelinde izlendiğini ve hatta ucunda binlerce dolar, bir araba ve Şangay gezisi olduğunu bilmiyordu. Eğer bilselerdi yöredeki diğer geleneksel yarışmalarda olduğu gibi bir tezahürat olurdu. Ortamda sadece öten fan sesleri ve Counter Strike oyuncularının kendi aralarında "Öldü ! Öldü ! Köprüyü al !" gibi konuşmaları duyuluyordu.
Savaş başladığında izleyiciler izliyor.
Her şeye rağmen Johnny ve Matt, gürültüyle ve ilgi azlığıyla ilgilenmiyor görünüyorlardı. Onlar ne için burada olduklarını ve ne için savaştıklarını biliyorlardı.
Ülkedeki diğer merkezlere bağlandıktan sonra, birkaç yazı turayla Johnny ve Matt'ın ilk karşılaşmalarında hem ev sahipliği yapacakları hem de haritayı seçecekleri belli oldu.
eTched[pG] parolalı Matt, harita olarak Plunder Isle'lı (talan adası) seçti ve rakibine yenildi. Kaybettiği için yeniden harita seçme hakkı doğdu ve bu sefer kolay bir zafer kazanmasını sağlayan Lost Temple'ı (kayıp tapınak) seçmekle iyi etti.
Internet PC Cafe çalışanları herkesin kurallara uymasını sağlamak için dolanıyorlardı.
Karşılaşmanın üçüncü oyununda Matt'in rakibi Twisted Meadows (çarpık çayırlar) haritasını seçti. Yanında gelen arkadaşları ise "İyi şanslar Matt" diye fısıldadılar. Sesleri, arkadaşlarını okul çıkışında, en az ikiyıldır aynı sınıfta kalan okul kabadayısıyla, arka bahçede hiç de kibar olmayan bir buluşmaya uğurluyor gibiydi. Biraz daha dinledim. Birisi "Koreliler Twisted Meadows'ta iyidir." dedi. Bunu ben de bilmiyordum. 38'nci enlem dolayında eğri büğrü çayırlar var mı, onu da merak etmeden edemedim.