Sonraları Intel'in işleme tekniğindeki üstünlüğü şirketin AMD'ye büyük bir pazar payı kaptırmaktan kurtarmıştı. Intel bu avantajını kullanarak enerji tüketimi bakımından oldukça savurgan ve verimsiz NetBurst işlemcileri Pentium 4 ve Pentium D'yi 65 nm üretim sürecinden geçirirken, AMD tam bir yıl boyunca 90 nm'ye takılıp kalmıştı. AMD'nin bu gecikmesinin ardında yatan rehavet sebebi 90 nm'lik AMD işlemcilerinin boşta ve yarı yükte çalışma durumlarındaki güç tüketiminin Intel'in 65 nm işlemcileriyle eşit hatta daha iyi olmasını sağlayan eski fakat iyi düşünülmüş ve üstün mimarisinde gizliydi. Bu işlemciler boşta çalışmada hala Core 2 işlemcilerinden daha verimliler. Sonuç olarak her ne kadar Intel başarım yarışında şu an galip takım olsa da, bir AMD sistemi enerji tüketimi bakımından bir Intel sisteminden yine de daha cimri olabilir.
Bir çift çekirdekli işlemcinin tek çekirdekli işlemciye göre iki önemli avantajı mevcuttur: Eğer işlem yükü yoğunsa sistemin kilitlenme riskini azaltır ve ikinci çekirdek sayesinde iki kat fazla başarım vaat eder. Bununla beraber, işletim sistemi ile beraber uygulamalar da çok çekirdekli işlemcilere göre hazırlanmalıdır, yani görevler (uygulamalar) parçalara (thread) ayrılabilmelidirler. Yalnız her program kodu iş parçacıklarına ayrılmaya müsait değildir ve bu işlem bazı gizli tuzakları da beraberinde getirir: Örneğin birden fazla işlem birimi aynı veri üstünde çalışmaya kalkışırsa bazı sorunlar baş gösterir. Ayrıca siz çekirdek sayısını fazlalaştırdıkça yazılımlar da aynı oranda işlemleri parçalara bölemezler. Örneğin Windows Vista şimdilik en fazla dört çekirdeği bulunan işlemcileri destekliyor. Diğer bir deyişle işlemleri en fazla dörde bölebiliyor. Bu durumda sekiz çekirdekli bir işlemci takılsa bile aynı anda en çok dört işlem parçası çalışacak demektir.
Gelecek paralel çalışmanın ellerinde ve işlemcinin kayar nokta hesaplamalarına yardımcı olmak adına ATI ve Nvidia'nın sıradan grafik yongalarının programlanabilir birimlerini (gölgelendiriciler - shaders) kullanmamızı sağlayan ve GPGPU olarak da bilinen teknolojiye çok yakınız. Dolayısıyla işlemci başına düşen çekirdek sayısını arttırmak bir evrimsel süreçtir, yani sadece yapılması gerektiği için yapılan bir şey de değildir. Dört çekirdeğin birden hızlı biçimde veriyle doldurulması gerektiğinden Intel ilk adım olarak FSB hızını yükseltmeyi seçti (FSB1066'dan FSB1333'e). AMD de çok çekirdekli işlemcilere yeterli veri yolu genişliğini sunabilmek amacıyla Hyper Transport bağlantısının hızını arttıracak. Üstelik Intel Front Side Bus'ı (FSB), seri haberleşen ve yüksek veri yoluna sahip Common System Interface (CSI) ile değiştirmeyi planlıyor. Tüm bunlara ilaveten eğer düşük boşta çalış güç tüketimi ve yüksek başarım isteniyorsa dört veya daha fazla çekirdekten oluşan işlemciler çok iyi idare edilmelidirler.
Gerek AMD'nin Barcelona işlemcisi, gerekse de Intel'in Bloomfield tabanlı Nehalem mikromimarisi olsun geleceğin dört çekirdekli işlemcileri her bir çekirdeği işlem gereksinimlerine göre bireysel olarak çalıştırma kapasitesine sahip olacaklar. Ayrıca kullanılmayan çekirdekler kapatılabilecek ve tek parçalı işlemleri mümkün olduğunca çabuk bitirebilme adına tüm dört çekirdek birden seferber olup bireysel çekirdeklerin hızı da normalin üstüne çıkabilecek. Bütün bu yeniliklerin en büyük amaçlarından biri de düşük güç (~35 W), orta seviye (50-65 W) ve üst seviyeli (70-95 W) işlemcilerin standart ısıl sınırlarını sabit tutmak.
AMD'nin dört çekirdekli Barcelona işlemcisi, çeşitli iş yüklerinde en iyi çalışma kipini bulmak amacıyla bireysel çekirdekleri hızlandırmak veya durdurmak için esnek idare imkanı getiren ilk çok çekirdekli işlemci olacak.