Çokluişleme (Multiprocessing) hikayesi herkesin bildiği eski bir hikayeye çok benziyor, tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan. Fazla sayıda çok işlemcili veya çok çekirdekli sistem olduğunu düşünün, yazılım geliştiricileri yeni uygulamalar ve kullanım şekilleri yaratmaya başlayacaklar. Fakat durum henüz bu aşamaya gelmediğinden, neden küçük veya orta ölçekli bir şirket çoklu-işlemcili ve çoklu-çekirdekli sistemlerin sağladığı faydaları arttırmak için çaba harcasın?
Antivirüs, ateş duvarı gibi sisteminizin güvenliğini sağlayan ve bugün artık zorunlu hala gelen bazı hizmetlerden (service) daha önce bahsetmiştik. Ortalama bir masaüstü bilgisayarı beşle on arasında Windows'la ilgisi olamayan hizmet çalıştırıyor. Bunlar arasında ekran kartı yazılımları, video veya ses uygulamaları için olan görev çubuğu ikonları, izleme yazılımları, ağ yazılımları veya depolama ve iletişim gibi diğer donanımlar için olan hizmetler. Windows ekranınızın sağ alt tarafında bulunan her görev çubuğu ikonu, işlemci zamanı ve bellek alanı kullanan bir hizmeti temsil ediyor. Bugün elimizde olan işleme gücüne de göz önüne alarak, bu hizmetlerin uzun vadede genel sistem başarımını etkilemeden çalışmalarını bekliyoruz.
Fakat bunlar çift çekirdekli işlemcilerin sunduğu fazladan kaynaklar ile ne yapacağımızın cevabı değiller. İşte size bir örnek. Intel'in ilk Gigahertz Pentium III çıktığında konuşma algılama sistemlerinden bahsettiğini hatırlıyorum. O zamanlar böyle bir şeyin çok yaygın olmadığını söylemem gerek; en azından ben Windows XP altında nasıl etkinleştireceğimi bulamamıştım. Peki bilgisayarınızı konuşarak idare etmeye ne dersiniz? Peki kullanım için sadece kendi sesinize sınırlama getirmek ister misiniz? Ya da biriyle internet üzerinden konuşurken, siz odanın içinde Bluetooth kulaklığınızla gezinirken, bilgisayarınızın sizin söylediklerinizi yazıya döküp karşıdakinin söylediklerini de okumasını ister miydiniz?
Oyunlar konusunda düşünelim: Şimdiye kadar yapay zekası bir insanınki kadar iyi olan bir bilgisayarla oyun oynadınız mı? Bundan kesinlikle kuşkuluyum. Daha fazla olasılığı değerlendirebilen, bir B planı olan karmaşık stratejiler kurabilen, öğrenmeye uygun ve risk değerlendirmesi yapan sistemler, bilgisayarları daha değerli rakipler haline getirebilir. Eğitimsel amaçlı yazılımlar da bundan aynı oranda yararlanabilirler.
Windows'un gelecek sürümü Longhorn ise bilgisayarların gelecekteki yeteneği bakımından bir başka örnek. İşletim sistemi artık daha akıllı yönetim, organizasyon ve veri gösterimi işlerini hiyerarşik organizasyonun sınırlarını zorlayarak halledecek. Örneğin; bir e-posta aldığımı veya başka bir içerik oluşturduğumu düşünün, sistemim hayatımı kolaylaştırmak için bu dosyanın içinde bulunan anahtar bilgilerin farkında olacak. Artık müzik dosyalarımı, tarzına ya da sanatçının adına göre mi bir klasöre koymam gerektiği konusunda bir saniye bile düşünmeyeceğim.
Görüldüğü gibi işler belli bir yöne doğru ilerliyor. İhtiyacımız olan şey, birimizle etkileşime girerken verimi arttırabilmek için bilgisayarların biraz daha akıllı olması. Ayrıca bu aralar herkesin yücelttiği sayısal yaşam tarzına aya uydurmalarını da istiyoruz. Ve bu durum pek çok kullanıcı için bir görüş değil olmazsa olmaz hale geldi. Biraz zaman ayırın ve kaç tane MP3 dosyanızın, belgenizin, grafiklerinizin, sunumlarınızın, sayısal resimlerinizin veya diğer bilgilerinizin sabit diskinizde olduğuna bakın. Tekrar organize etmek zorunda kalmaktan korkacak kadar çok sayıda olduklarından eminim...