Bütün yeni işlemciler, yükü dinamik olarak mantıksal işlemciler arasında bölerek (multi-tasking, çoklu-görevlendirme), aynı anda birden çok programı çalıştırabilme yeteneğine sahipler. Eğer mümkünse işletim sistemi iş yükünü, iş parçacığı temeline dayanarak (multi-threading, çoklu-iş parçası) çok daha derin bir seviyede dağıtabiliyor. Çoklu-görevlendirme (Multi-tasking) bildiğimiz modern bilgisayarlar demek, yani kullanıcının çok fazla başarım kaybı yaşamadan birden çok yazılımı ve pek çok sistem hizmetini (service) çalıştırabilmesi anlamına geliyor. Diğer taraftan çoklu-iş parçası (multi-threading) ise AMD ile Intel'in birbirine savaş açmasından sonra yaşana saat hızı artırımlarından bile daha büyük başarım artışını sağlayan bir gelişme oldu.
Bu çift çekirdekli işlemciler bir süredir popülerlik kazanmaya başladı ve bunun mantıklı bir sebebi var - en beğendiğiniz marka Intel veya AMD olmasından bağımsız, bu gelişme uzun zamandır işlemci alanındaki en önemli aşama olarak görülüyor. Bu çift-başlı güzellerden birine sahip olan bir sistem neredeyse gerçek çift işlemcisi olan sistemlerin sunduğu yüksek başarım değerlerine ulaşıyor.
Intel 2002 yılında bir yonga içine iki işlemci koyma fikrini Hyper Threading (HT) ile daha önce kullanmaya çalışmıştı. Pentium 4 mimarisine HT Teknolojisinin eklenmesinin en temel sebebi AMD ile yaşanan saat hızı yarışıydı. İnanılmaz 3.06 GHz saat hızına çoktan ulaşılmış, Intel'in yürütme işhattı (pipeline) uzamış ve 20 aşamalı hale gelmişti. Bunun tersine AMD Athlon XP 10/15 aşamada (ALU/FPU) işini hallediyordu. Pentium III içinse bir işlem için 10 aşama (Tualatin ve Pentium M modelleri için bu değer 12'dir) yeterliydi. AMD'nin Athlon 64 işlemcisi ise hala 12 aşamalı işhattı (pipeline) kullanıyor.
Bir tarafta, derin işhattına sahip olan bir işlemci bir işlem turunda (cycle) daha fazla iş yapabiliyor. Bu durum SSE2 ve SSE3 gibi komut uzantıları çalışırken iyi sonuç veriyor. Diğer taraftan neredeyse her işlem, işlemcinin bu uzun aşamalarından geçmek zorunda kalıyor ki bu da çok değerli olan saat turlarının (clock cycle) boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu eksi etkiyi bir miktar kurtarmak ve Pentium 4'lerin uzun işhatlarını (bu arada Prescott'larla işhattı boyutu 31 aşamaya çıktı) biraz daha dolu tutabilmek için Intel, şöyle bir mantık geliştirdi: sanki iki mantıksal işlemci varmış gibi yapmak.
Her ne kadar Hyper Threading teknolojisi çift işlemcili sistemlere yakın başarım değerlerini hiç bir zaman sunamadıysa da bir program için gerekli olan işlemci süresini biraz daha verimli hale getirerek rahatsızlık verici "uygulama yanıt vermiyor" ekranlarını önlemeyi başardı. Şimdiye kadar hiç çift işlemcili bir veya Hyper Threading desteği sunan bir sistemle çalıştıysanız, bilgisayarın yaptığınız işlemlere hemen cevap verdiğini fark etmişsinizdir - temel olarak Hyper Threading teknolojisinin yaptığı tam olarak bu. Bu sistemle bazı uygulamalar hızlanırken, bazıları da yavaşlayabiliyordu fakat ortalamaya baktığınızda normal bir işlemciden farkı ayırt edemiyordunuz.
Intel, Hyper Threading teknolojiyle gurur duyuyor, bunun tek çekirdekli işlemcilerden çok çekirdekli işlemcilere geçiş için bir aşama olduğunu söylüyor. Firmanın söylediğine göre HT Teknolojisi, bu teknolojinin kullanıldığı sistemlerde gerçekten başarım artışları gösterdiği için iş parçası tabanlı yazılımların gelişmesi için yardımcı bir etken oldu. Gerçekte ise Intel işparçası-uyumlu (thread-optimized) yazılımları öne çıkarmak için çok çabaladı. Diğer taraftan AMD, Hyper Threading teknolojisinin geçici bir çözüm olduğunu ve gelecekti işlemcilerde kullanılmayacağını düşünüyordu, hiç bir AMD işlemcisinde bu teknolojinin olmamasının nedeni de buydu.
Her zaman olduğu gibi gerçek her ikisinin de ortasında. Oyun meraklıları genellikle aynı anda birden çok uygulama ile çalışmadıklarından (bütün işlemci gücünü "çok sevdiği" oyuna verebilmek için) HT onlar için çok önemli değildi. Diğer amaçlı kullanıcılar ise birden çok uygulama ile çalışmayı tercih ederek Hyper Threading'e kullanım alanı açmış oldular. Ayrıca neredeyse artık herkes arkaplanda bir anti-virüs veya ateş duvarı yazılımı kullanıyor. Arkada çalışan bu tür uygulamaların harcadığı işlemci gücü belli bir miktarı geçmediği zaman, tek işlemcili veya HT desteklemeyen işlemcili sistemler, kullanıcıya pek fark ettirmeden işleri yapabiliyor. Fakat aynı anda sistemin yapması gereken ne kadar çok iş varsa Hyper Threading ihtiyacı o kadar artıyor. Aynı gözlem, bu yazının asıl konusu olan yeni çift çekirdekli işlemciler için de geçerli.