THGTR: Farklı bir konuya değinmek istiyorum. Diğer röportajlardan farklı sorular sorabilirim hazırlıklı olun. Bizzat stüdyolarınıza gelerek Hükümran Senfoni'nin yayıncılara özel oynanabilir gösterimini (demo) beta halindeyken ve daha sonra bitmiş sürümündeyken tek tek test ettim. Aradaki gelişmeler dudak uçurtacak türdendi. Takip edenler gayet bilgililer ve destekliyorlar. Peki sizi halihazırda takip eden kitle dışında genel olarak Türk oyuncularının HS projesine ilgisi nasıl? Gereken ve beklenen değeri gördünüz mü?
Erkan Bayol: Bizi Türkiye'de oldukça destekleyen, az da olsa, çok önemli birçok insan ve grup var. Her ne kadar özellikle devletin ve finans çevrelerinin hayal kırıklığı yaratan yaklaşımları olsa da, özellikle az önce değindiğim bizi destekleyen bu kişi ve çevreler ve tabi ki Türk oyun severler olmasa herhalde HS ekibi olarak çoktan havlu atmıştık. Aslında bazı şeylerin uzaması ve bazı şeylerin olması gerektiğinden kat kat zor olmasının yegane sorumluluğu, bu ülkede yenilikçi ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayabilecek büyük projelere destek vermesi gereken, bu amaçla kurulmuş devlet temelli kurumların ve kendini bu konuda öncü olarak ilan edip duran, fakat iş gerçekten desteklemeye geldi mi balon gibi sönen bazı özel sektör temsilcilerinin vizyon problemi oldu. Yoksa biz Türk oyun severlerinin desteğinden ve ilgisinden çok memnunuz.
Aslında şunu unutmamak gerek, Hükümran Senfoni projesi oldukça şeffaf ve halka açık bir proje. Bizi kuruluş aşamamızdan bu yana izleyenler bilir ki her gelişmeyi iyisiyle kötüsüyle paylaşıyoruz. Hiç bir şeyi gizlemiyoruz. Ancak buna rağmen sonuçta gelişim aşamasında olan bir oyun projesi sürekli olarak bir kitleyi peşinden sürükleyecek materyalleri (görselleri, ekran görüntülerini, videoları, vb...) yayınlayamıyor. Kimi zaman aylar süren bir sessizlik oluyor. Dolayısı ile oyuncuların çıkmasına yıllar olan (şimdi bile en az 1 yıl var) bir oyun projesini bu kadar desteklemesi dahi çok önemli bir gelişme oldu. Hepsine sonsuz teşekkürler.
THGTR: Game Developers Conference 2007 için San Francisco'ya gittiniz. Burada küçüğünden büyüğüne birçok oyun firması, oyun projelerine bakıyor ve anlaşmalar yapılıyor. Bizi uluslararası oyun piyasasında temsil ettiniz. Yabancılara "Bu Türkler nerden çıktı?" dedirttiniz. Belirtme gereği duyuyorum bu bir ilk, GDC07 de size gösterilen ilgi nasıldı? Oyunlar için yayıncılar çok önemlidir. İstediğiniz anlaşmaları sağlayabildiniz mi?
Erkan Bayol: GDC oyun dünyasının kalbinin attığı, en önemli etkinlik. Bundan bir yıl önce E3 fuarı varken, en önemli ikinci etkinlikti. E3'ün kapatılmasıyla birinci sıraya geldi, fakat aslında bakarsanız yayıncı-yapımcı ilişkileri açısından ve oyun şirketleri ile sektör çalışanları ve oyun geliştirme sektörü açısından her zaman en kritik etkinlik olmuştur. E3 daha çok bitmiş ürünleri pazarlamaya yönelik, daha farklı bir stildeydi.
Lafı uzatmayalım, şunun için söylüyorum, GDC'de Türk oyun sektörünü temsil etmek inanılmaz önemliydi. Biz ilk olarak geçen sene katıldık, dolayısı ile "Bu sektörde Türkler de varmış" sözünü aslında 2006 yılında söylettik. Samimiyetle söylüyorum, bütün yayıncılar Türkiye'den gelmiş olduğumuzu gördüklerinde gözlerine inanamadılar. Maalesef yurt dışında çok yanlış tanınıyoruz. Bizi hakkıyla tanıyan çok ufak bir kitle var, gerisi bizi Arap'tan bozma ya da İran'dan bozma bir millet olarak biliyor. Kebap, fes, döner gibi klişe şeyler ya da dansöz gibi imajlar var kafalarında, o kadar... Tabi böyle bilinen bir ülkeden oyun geliştiriyoruz diye gelince özellikle ilgi topluyorsunuz. Bir de getirdiğiniz materyaller iyi olunca şok daha da artıyor. Eğer bir nebze ülkenin doğru tanıtılmasına katkı sağladıysak ne mutlu bize ancak çok daha büyük atılımlar ve projeler gerekiyor.
Bu seneki ilgi daha fazlaydı, zira ilk yıl 22 yayıncı ile görüşmemize karşın, bu sene 27 yayıncı ile görüştük. Geçen sene ile en büyük fark, bu sene oynanabilir bir demomuz olduğu için görüşmeler çok daha somut geçti. Dolayısı ile bu görüşmelerin ilk meyvesini, bildiğiniz üzere eski Sovyet Bloğu olarak bilinen 15 ülkede yayıncı bularak aldık (temel olarak Rusya, Ukrayna, Türkî Cumhuriyetler, vb...) Ayrıca dünyanın geri kalan bölgeleri için çok somut yayıncı görüşmelerimiz devam ediyor, umuyorum yakında hepsinin duyurularını yapacağız.
Bu arada yeri gelmişken önemli bir sıkıntımızı paylaşmak istiyorum. Hükümran Senfoni içinde Türk kültüründen çok önemli esintiler taşıyan, hatta sırf bu yüzden bazı yayıncılar tarafından "dışlanan" bir projedir (özellikle Fransız yayıncılar tarafından). Başta da söyledim, ülkemizin imajı özellikle Avrupa'da çok kötü ve antipatik. Biz bir yeniçeri görünce coşuyor olabiliriz ancak bir Avrupalı tedirgin oluyor. Sanki başka hiç bir riskimiz yokmuş gibi, birde kendi kültürümüzü kullanarak uluslararası satılabilirlik anlamında çok büyük bir risk daha aldık. Türkiye'den bugüne kadar sadece köstek, engelleme, kıskançlık ve saldırı gördük. Ne bir kuruş destek aldık, ne de somut bir yardım... Ne bir destekçimiz (sponsor) oldu, ne de devletin Ar-Ge desteği olarak kurduğu fon çevrelerinden para alabildik. Üstelik 50 kere hak etmemize rağmen. Yine de yılmadık ve planımızı değiştirmedik ancak en son yaşanan öyle bir olay oldu ki, artık canımıza tak etti. Arkadaşlar herkes duysun ve bilsin ki, bugün Hükümran Senfoni Ermenistan'da yayınlanmayı garantiledi, Rus temelli bir yayıncıdan çok önemli bir finansal destek aldı, bizden 20 yıl geride dediğimiz kardeş ülke Azerbaycan'da yayınlanmayı garantiledi ancak Türkiye'de yayınlanması hala garanti değil!! Evet, elin Rus'u bize çok büyük miktarda finansal destek sağlarken, kendi ülkemiz kendi kültürümüzü tüm dünyada milyonlarca gence tanıtacak bu projeye bir kuruş destek olmadı.
Ne diyelim, gelin kaynana yarışmalarına, saçma sapan jüri yarışmalarına milyon dolarları akıtmaya devam etsinler, istedikleri oysa eğer...