Dava sürecinin bu erken günlerde AMD kaslarını ıstıyor, esnetiyor olsa da giysisinin altında kalan pazılarının gerçek gücünü daha görmüş değiliz. Ancak basının ilk izlenimlerini, verilen kısa bilgileri ve AMD çalışanlarının açıklamalarını incelediğimizde sürecin alıcılar ve potansiyel alıcılar üzerine kurgulanacağı belli oluyor.
Yargı sürecinin olası etkilerine ilişkin Diamond, AMD'nin iddalarının "çokça inandırıcı" olacağını söylüyor. Diamond'a göre, her ne kadar şikayetler eski alım ve alıcılara ilişkin olarak ortaya atılmış olacak olsa da, yargı süreci sırasında elde edilecek "belgelerin, bulguların, anlık iletilerin, sesli görüşmelerin, e-postaların, resmi veya resmiyet dışı görüşme tutanaklarının da" davaya eklenecek olması sürecin gidişini etkileyecek.
Mahkeme çağrısının yürürlüğe girmesiyle beraber AMD ilk olarak ilgili 30 kuruluşa "delil oluşturmak amacıyla bazı evraklarını incelemek istediklerini" bildirdi. Gelen yanıtlar ise biraz karışık bir durum yarattı; bazı kuruluşlar tüm belgelerini AMD'nin incelemesine açarken, bazıları belgelerinin bir kısmını verdi, bazıları ise iç belgelerini AMD'nin gözünden uzakta tumak için elinden geleni yaptı.
Diamond hiç bir delilin yok edileceğine inanmadığını ve bu kuruluşların tümünün dürüstlük ve vefasından emin olduklarını belirtiyor. "İyi niyetli hiç bir kurum ve kuruluşun delil yok edebileceğine inanmıyorum." diyor. "Amerikan tarzı iş bu biçimde yürümez ve böyle bir yok etme girişiminin, bu ülkede çok ciddi sonuçlar doğuracağını aklı başında her insan bilir." diyerek kendinden emin konuşuyor.
Matthew Wilkins gibi birçok analizci, bu araştırma ve sorgulama sürecinin AMD ve Özgün Ürün Üreticileri (OEM) arasında belli bir gerginliğe yol açacağına inanıyor. "Davaya dahil olmak isteyecekleri en son şey." diyor. Bu durum özellikle Intel'e karşı şahitlik etmek zorunda kalırlarsa, yonga devi kuruluş ile iş ilişkilerini tehlikeye atacak gibi görünüyor. Diğer yandan Diamond'ın belirttiğine göre bu tehlike, ne yazık ki "iş yapabilmenin ayrılmaz bir parçası". AMD içinse herhangi bir karşıt etki oluşacağını düşünmüyor: "Çoğu OEM'in bizi coşkuyla desteklediğini söyleyebilirim. Zaten dava süresince AMD'nin arkasında bulunacaklarını da açıkça dile getirdiler."
Diamond, Intel'in tekelciliğini kanıtlamaya yetecek birçok delilleri bulunduğunu söylüyor - hiç bir delilin de bir diğerinden daha önemli olmadığını sözlerine ekliyor. "Bu yalnızca bir olaydan veya bir alıcıdan ibaret bir durum değil." diyor. Diamond "Dünya çapında baktığımızda bu durum en az son 10 yıldır bu biçimde süregeliyor ve AMD pazarın önemsiz ve küçük bir yerine sıkışıp kalmaya zorlanıyor." diyerek sözlerini sürdürüyor. Söylemin temeli Intel'in tekelini korumak için "yüksek başarım, daha iyi ve ucuz ürünler" gibi rekabetçi bir yöntemi benisemek yerine, yıkıcı bir silah gibi baskıcı fiyatlandırma yöntemleriyle pazardaki yerini elinde tutmaya çalıştığı iddiasına dayanıyor. "Intel yine kendi belirlediği kotanın altında AMD alımı yapan alıcılarına, %6-7'ye varan oranlarda indirim uygulayacağını açıkça belirtiyor." diyor.
AMD'nin davasında tartışılacak ve Microsoft davasında da tartışılmış önemli bir nokta da şu: Tüketiciye sağlanacak yarar. Intel'in baskın durumu rekabetçi pazarı engellediğinden, sunulan ürünlerin fiyatları da gereğinden fazla yüksek oluyor.