Intel Masaüstü Altyapı Grubu Yöneticisi Jeff Austin'ın THG'ye söylediğine göre HyperThreading yeni Itanium 2 işlemcilerde bulunmayacak, ancak I2'ler olasılıkla bu tür içe dönük (implicit) başka bir çokluişlem (multithread) yapısı barındırabilecek. Bu özel içsel çoklu işlem yönteminin de tasarımına başlanmış değil. Bu açıklamaya kadar Intel bu konuda yorum yapmaktan kaçınıyordu.
Austin her ne kadar Pentium Extreme Edition'da bulunacak olsa da, Pentium D çift çekirdekli yapılarda HT kullanmak için bir planları olmadığını da belirtti.
HT'nin gelecekteki rolüne ilişkin olarak Austin yapılan deneylerin bazı sunucu altyapılarında kısa sürede %25 başarım artışının yakalanabileceğini gösterdiğini belirtiyor. "Bu başarım artışını sağlamak üzere silikon yüzeyde yapılması gereken artış düşünüldüğünde, HT'yi uygulamaya geçirmek neredeyse 'bedava'." yorumunu yapıyor.
Hyperthread yazılımın işlemciye bir işin başlayıp bittiğini haber verebilmesini sağlayan hiçbir uyumluluk kipi içermiyor. Yine de hem Austin hem de Intel sözcüsü George Alfs, yazılımcılar HT teknolojisinden yararlanmayı öğrendiklerinde oldukça avantajlı olacağını öne sürüyorlar. Alfs'e göre HT'nin bugün bile izlenebilecek en açık yararı çoklu-görev (multitasking) işlemlerinin Windows XP gibi işletim sistemlerinde bile yapılabiliyor olması. Alfs'e göre Görev Yöneticisine "Task Manager" bakan bir kişi bugün bile Intel'in çoklu-işlem (multithread) çalışmasına hazır olduğunu anlayabilir.
Ancak eğer her çekirdeği için HT de barındıran çok çekirdekli bir işlemci kullanılırsa işletim sistemimiz fiziksel mi, yoksa sanal bölünmeyi mi öne çıkaracak? Austin'e göre bu daha açık değil; "Eğer bir uygulama iki ayrı iş (thread) çalıştırabiliyorsa ve işletim sistemi de çoklu-görev (multitask) yeteneği barındırıyorsa - Windows XP gibi - bu işleri eldeki dört adetten ikisine verebilir ve diğer ikisi de, bilgisayar üzerinde çalışan başka hizmetleri yerine getirebilir, örneğin e-posta, virüs tarama gibi."
İşletim sisteminin işleri bölerken aynı uygulamaya ait işleri farklı fiziksel çekirdeklere mi dağıtmaya çalışacağını, yoksa aynı fiziksel çekirdeğe düşen sanal işlemciler üzerinde mi paylaştıracağı ise bellli değil.
Austin çok çekirdekli işlemcilere ait bazı noktaları da açıklığa kavuşturdu. 2006'nın ilk yarısında gönderilmeye başlanacak olan ilk 65 nm masaüstü işlemcisi - şu anki kodu Presler - Smithfield "ailesinin" bir üyesi olmayacak. Söylediğine göre bir "Smithfield ailesi" yok, Smithfield ile ilişkilendirilebilecek bir Yonah dizüstü altyapısı da bulunmuyor. Buradan çıkacak bir başka ipucu da Presler ailesine "Pentium D" isminin verilmeyebileceği ve başka bir ticari isme geçilebilecek olması.
Presler (masaüstü) ve Dempsey (Xeon sunucu) aynı kılıfa konulmuş iki adet işlemci yapısındalar ve "ikili paket" anlamında "DP"olarak anılıyorlar, diğer iki çekirdekli "DC" (dual-core) işlemcilerden farklılar. Ama Austin'ın THG'ye dediğine göre Intel çok işlemcili paketleri de çok çekirdekli olarak adlandırıyor, çünkü aynı iğne düzenine (pinout) sahipler. Her en kadar bazı diğer mühendisler Intel'in söylemini kabullenmiş olsalar da; bizim öykümüzde Dempsey teknik olarak "çift çekirdekli" olarak yer almıyor. Önceki açıklamalardan iki Smithfield işlemcinin bir Presler paketine konulacağı anlamı çıkıyor gibi olduysa da, Austin Presler çekirdeklerin hiçbir biçimde Smithfield (Pentium D) ile ilişkilendirilmeyeceğini belirtti.
Bensley(sunucu) ve Glidewell(iş istasyonu) alytapılarının Dempsey işlemcileri barındıracağı da açıklığa kavuştu. Intel'ın 945 ve 955X yongasetlerini içeren Lyndon iş altyapısının da, Pentium 4 ve gelecekteki Pentium D modellerini de kapsayan birçok işlemci seçeneğini barındıracağı açıklandı. Dahası Truland'in Paxville işlemciyi barındıracak tek altyapı olacağı, ama Tulsa'nın Paxville'in devamı olan işlemci olacağını, Truland'in ardılı olmayacağı da açıklık kazandı. Tulsa işlemcileri çalıştıracak altyapının ismi ise daha henüz belirlenmiş değil.