THG Türkiye: Ürünleriniz aslında bugün istanbul'da 'grey market' olarak bulunuyor. Daha dün, hub gerektirmeyen "quadro channel" ağ kartlarınızı, USB 2.0 kartlarınızı piyasada gördüm. Üstelik kullanıcıların bu tür yenilikçi ürünlere ilgisi de var. Ancak son kullanıcılarda bu tür ürünler konusunda bir marka bilinci yok; no-name ürünlerle yan yana satılıyorlar. Ürünlerinizin farkını Türk kullanıcısına nasıl aktarmayı düşünüyorsunuz?
F.A. Fateen: Bu bizim için çok önemli; Türkiye'deki ortaklarımızla, 2 yıllık bir plan çerçevesinde ciddi bir pazarlama ve PR faaliyeti gerçekleştirmek üzere görüşmelere başladık. İlk 6 aylık dönemde reklam çalışmaları, ürün tanıtımları, seminerler, bayi eğitim çalışmaları, D-Link laboratuar programları, bayilerde kuracağımız standlarla D-Link shop programları gerçekleştireceğiz. Bunlar kullanıcıların gözüne hemen çarpacak, ürünlere dokunup inceleyebilecekleri standlar olacak. Zaten bugün buraya bu tür konularda Türk ortaklarımızla anlaşmak için geldik.
D-Link bir pazarlama şirketi. Trendleri belirleyen, teknoloji lideri olan bir firma değil. O yüzden tümüyle kendi markasını diğerlerinden ayırmaya odaklanmış durumda. Trendleri doğru anlayıp doğru zamanda doğru ürünle ortaya çıkan bir şirket. Bu çerçevede distribütörleri ile sıkı işbirliği içinde ev pazarından KOBİ'lere, kurumsal firmalara ve kamu kesimine ulaşmak için gerekli tüm programlara sahibiz.
Hangi ürünün ne zaman satacağı pazardaki ihtiyaca bağlı. Örneğin ADSL alanında her tür ürüne sahibiz; ancak Türkiye'de açılacak yeni ADSL portları ile ilgili ihale henüz sonuçlanmış değil. Ancak bu pazar açıldığında D-Link de orada olacak.
THG Türkiye: Ancak herkes bu ihalenin sonucunu bekliyor. Belki kimse ADSL modem stoklamış değil ancak herkesin gözü bu ihaleden çıkacak sonuçta. Siz bu rekabette nasıl bir fark yaratacaksınız?
F.A. Fateen: Son kullanıcı açısından bakarsanız, D-Link "toplam ürün" demektir. Bu toplama kutudan çıkan ürünün teknolojisi, distribütör ve bayiden alacağınız destek, marka bilinirliği, fiyat dahildir. Sonuçta bu serbest bir piyasa ve teknoloji teknolojidir; herkes teknolojiyi kullanabilir. Ancak Türkiye'de - veya herhangi bir ülkede - başarılı olan şirketlere bakarsanız, bahsettiğim 'toplam ürünü' sunabilen şirketler olduklarını görürsünüz. Bu şirketler kesintisiz hizmet ve destekleri, marka imajları ile diğerlerinden ayrılırlar; teknoloji - diğerleri de aynı teknolojiyi kullanabilseler bile - bunun ardından gelir. Biz bu toplam kaliteyi sunmak için Türkiye'deki ortaklarımıza güveniyoruz; çok iddialı pazarlama stratejilerimiz var; güçlü bir bayi ve sistem entegratörleri kanalımızın olacağına inanıyoruz. İyi fiyatlar sunacağız. Sonuçta paranızın karşılığını en iyi şekilde alacağınız ürünlerle piyasaya giriyoruz. D-Link 16 yıldır bu sektörde ve rekabetle karşılaşmadığı bir gün bile olmadı. Türkiye'de eğitim konusunda 1990'da gerçekleştirilen büyük bir ihaleyi kazanmıştık. Çok sayıda rakip vardı ancak ihaleyi kazanmayı, bayilerimizle eksiksiz bir çözümü kurup, teslim edip, desteğini vermeyi bildik. Rekabet işimizin parçalarından biri.